Ana içeriğe atla

Edgar Allan Poe - Bütün Hikayeleri // Kitap Yorumu

Herkese merhaba!
Bu yazıyı bir hafta önce yazmayı planlıyordum aslında ama derslerimin başlamasıyla yazmam ve okumam gereken şeyler sayısı bir anda takip edemeyeceğim bir boyuta ulaştı, tabii zorunlu olmayan yazma ve okumalarımı da biraz aksatmak zorunda kaldım. Elimdeki kitap da 880 sayfadan oluşan bir öykü derlemesi olunca bitirmek tahminimden biraz daha uzun sürdü. 


Açıkçası genel olarak kısa hikaye okumayı pek seven birisi değilim, eskisine göre çok daha sık okusam (ve zaman zaman okumak zorunda kalsam) da kısa hikayelere olan önyargımı bir türlü tam anlamıyla aşamıyorum. Romanları ve kitap serilerini kısa öykülere ve novellalara her zaman tercih ederim, sanırım karakterleri ve olayları daha uzun okuyunca kendimi farklı bir dünyada hissetmek daha kolay olduğundan ve karakterlerle aramda bir bağ oluştuğundan daha çok keyif alıyorum. Tabii Poe sevdiğim bir yazar olduğu için 880 sayfadan oluşan bir öykü derlemesi okumak hiç de kötü bir deneyim olmadı. Ren Kitap'tan çıkan baskısını okudum, basım ve çeviri konusunda iyiydi diyebilirim; gözüme çarpan belirli bir yazım yanlışı veya belirgin şekilde kendini fark ettiren kötü bir çeviriyle karşılaşmadım. 

Kitabı okumadan önce Edgar Allan Poe'nun hayatını okursanız veya zaten önceden biraz bilgi sahibiyseniz okuduklarınızı daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum, özellikle kitabın ilk kısmında yer verilen korku öykülerindeki tasvirleri ve yarattığı atmosfer sizi gerçekten yazarın beyninin içinde bir yolculuğa çıkarıyor. Favorim de zaten kitabın ilk kısmında yer verilen korku hikayeleri oldu, gotik tarzdaki hikayelerin hepsi az çok birbirine benzese de hepsini okurken gerildim, rahatsızlık duydum ve yazarın da muhtemelen amaçladığı şey tam olarak buydu. Kullandığı betimlemeler, hikayelerin sona doğru giderek yükselen gerilimi, karakterlerin karanlık ve ürkütücü iç dünyası, histerik tavırları, olayların atmosferi gerçekten çok başarılıydı. Bu kısımdaki öyküleri okurken üçüncü bir kişi olarak olaylara uzaktan tanıklık ediyormuşum gibi hissettim çünkü yazar kelimeleri kullanarak zihninize anlatmak istediklerini resmetmeyi çok iyi başarmış. Şiirsel anlatım tarzıyla zihninize yansıtılan gotik ve karanlık imgelerden hoşlanıyorsanız bu hikayelere kesinlikle bayılacaksınız.

Dehşet ve korku öykülerinden sonra polisiye ve dedektiflik öykülerinden oluşan bir kısım vardı, özellikle yaptığım bir tercih olmasa da ancak yatmadan önce vakit bulabildiğimden karanlıkta okumanın da etkisiyle zaman zaman gerçekten ürperdiğimi itiraf etmeliyim. Üstte de belirttiğim gibi yazar sizi kelimeleriyle olayın karanlık yüzüne çekmeyi, sizi hikayelerin bir parçası yapmayı ve kelimeleriyle tüylerinizi ürpertmeyi çok iyi başarıyor. Hatta Marie Roget hakkında olan öyküyü okurken neden bilmiyorum ama kendimi çok rahatsız olmuş ve biraz da korkmuş hissettiğimden sonunu merak etsem de okurken biraz ürperdim. Korku öykülerinde olduğu kadar polisiye öykülerinde de keyif alarak merakla okudum, hatta korku öykülerini daha çok beğensem de dedektiflik öykülerini daha sürükleyici buldum. 


Kitabın ilk yarısından ne kadar keyif aldıysam ikinci yarısını da bir o kadar sıkıcı buldum çünkü ikinci yarısında yazarın politik ve edebi taşlamaları, alegorik hikayeleri ve birkaç farklı tarzdaki öyküsü yer alıyor ve bölümüm gereği böyle şeyleri çok fazla okumak zorunda kaldığım için çok da keyif alamadım. Tabii bu tarz politik ve edebi eleştiri içeren eserleri okurken yazıldığı ve eleştiriye konu aldığı dönem, yer, coğrafya hakkında bilgi sahibi de olmanız gerekiyor; ama bundan da önemlisi konuya ilgi duyuyor olmanız lazım, aksi takdirde okuduğunuzu zaten anlamıyorsunuz ve uzun dipnotlarla okumanızı bölmek de işkence haline dönüşebiliyor. Bu nedenle de kitabın ikinci yarısını okurken oldukça yavaş davrandım ve kitap bir süre elimde süründü diyebilirim, tabii başlamışken artık bitirmemek olmaz diye düşünüp kendimi biraz da zorlayarak sonunu getirdim. 

Yine de ikinci kısmında yer yer çok sıkılmama rağmen tuğla kalınlığındaki kitabı kapatıp kitaplığımdaki rafına kaldırırken kitap hakkındaki genel düşüncelerim oldukça olumluydu. Benim için soğuk ve kapalı havalarda korku, gerilim ve polisiye türündeki kitaplar okumak ayrı bir keyif, bu nedenle eğer vakit bulabilirsem hazır havalar istediğim gibi ilerlerken bu tarzda biraz daha kitap okumak istiyorum. Elimde Poe'nun şiir derlemelerinin olduğu kitap da var ve okumak için sabırsızlanıyorum çünkü şiirsel dilini düz yazıda bile olağanüstü şekilde aktarmayı başardığı için şiirlere özel ilgi duymayan biri olsam da Poe'nun şiirlerini okumayı gerçekten seviyorum. 



Yorumlar

Yorum Gönder

Popular Posts

The Untamed Dizi Yorumu

Herkese merhaba! Yıl sonunu çok sevdiğim bir diziden bahsederek kapatmak ve herkese mutlu yıllar dilemek istedim. The Untamed bir süredir izlemek istediğim ancak bölüm sayısı fazla olduğu ve daha önce herhangi bir Çin yapımı izlemediğim için sürekli ertelediğim bir diziydi. Dizinin konusu hakkında hiçbir fikrim yoktu, sadece bir novel uyarlaması ve BL temalı olduğunu biliyordum. 50 bölüm gözümde çok büyüdüğü için sürekli erteledim ve itiraf etmek gerekirse Çince kulağıma önceden pek hoş gelmediği için ön yargılarım vardı. Fakat diziyi bitirdikten sonra rahatlıkla söyleyebilirim ki ön yargılarım aslında gereksizmiş. Diziye başlarken 50 bölümü gözünde büyüten ben, 10 bölümü izledikten sonra keşke dizi daha uzun olsaymış demeye başladım, hatta son bölümü izlerken 50 bölümlük birkaç sezon olmasını istedim ve bence daha uzun olsaymış da olurmuş çünkü Bulut Kovuğu'nda aldıkları eğitimi bile ayrı bir dizi olarak izleyebilirdim.  Diziyi hiç duymayanlar için kısaca konusundan bahsedeyim önc...

Taylor Swift - Fearless (Taylor's Version) Albüm Yorumu

Herkese merhaba! Taylor Swift'in aniden duyurduğu albümlerle, her yere sakladığı gizli mesajlarıyla ve beklenmedik anda gelen projeleriyle kalbimize indirmesine artık çok alışmış olsam da Fearless Taylor's Version beni normalden de fazla heyecanlandıran bir albümdü ve bu upuzun albümün incelemesini yazmak için çıktığı andan itibaren sabırsızlanıyordum. 13 yıl önce çıkardığı bir albümü tekrar düzenleyip, üzerine bir şeylere katarak bir kez daha dinleyicilere sunmak ve yıllar öncesinin albümüyle listeleri alt üst edip başarıdan başarıya koşarak müzik tarihine adını kazımak kolay bir iş değil, fakat söz konusu Taylor Swift olunca pek de sürpriz olduğunu söyleyemem. Sonuçta karşımızda küçük yaşlarından beri kendi şarkılarını yazıp besteleyen ve gitarını elinden asla bırakmayan yaratıcı bir kadın var.  Big Machine Records'la olan skandalını belki duymuşsunuzdur, kendi yazdığı ve emek verdiği şarkılarının haklarının elinden alınmasıyla çok büyük bir sarsıntıya uğradı. Ancak çoğu ...

Taylor Swift - Evermore Albüm Yorumu

 Herkese merhaba! Sonunda Evermore albümünü üzerine bir şeyler söyleyebilecek kadar dinleme ve anlama sürecimi bitirdim... Taylor Swift'in Folklore albümünün kız kardeşi olarak tanımladığı Evermore yine kimsenin beklemediği şekilde sürpriz olarak pat diye duyuruldu ve geldi. Daha albümün konsept fotoğraflarından bile beklentim aşırı yüksek olduğu için albüme aşık olmama hiç şaşırmadım. Tıpkı Folklore gibi sözleriyle, lyric videolarının güzelliğiyle, temasıyla ve melodileriyle baştan aşağı estetik bir albüm. Folklore dinlerken hissettiğim güzel bir şiir kitabı okuyormuşum hissi bu albümü dinlerken de geçerli oldu. Siyah-beyaz ağırlıklı temalı kız kardeşinin aksine Evermore bizi renkli bir dünyaya davet ediyor, ancak bu tabii ki şarkıların birbirinden çok kopuk olduğu anlamına gelmiyor çünkü aslına bakılırsa iki albüm bir kağıdın iki yüzü gibi olmuş tam anlamıyla. Folklore bana yazın sonları ve sonbahar havası verirken Evermore kış ve ilkbaharın başları gibi hissettirdi ve bu bütünlü...